- Dilan Çiçek Deniz'den sosyal anksiyete itirafı
- Galatasaray'ın yeni transferi Yaser Asprilla, imzaya geliyor!
- Türk sinemasının usta ismi Fatma Girik, mezarı başında anıldı
- Özgür Özel Yalova'dan çağrı yaptı: 'Tayyip Bey'i gördüğünüz yerde sorun'
- İzmir Devlet Senfoni Orkestrası sanatçısı Özasker yaşamını yitirdi
Kırmızı besinlerdeki gizli güç
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçar kırmızı renkli sebze-meyvelerde bulunan ve güçlü bir antioksidan olan likopenin özellikle kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisiyle öne çıktığını belirtti.
Likopen, sebze ve meyvelerde bulunan ve onlara kırmızı rengi veren, karoten familyasına ait doğal bir pigmenttir. Vücudun serbest radikallerle savaşmasına yardım eden bu güçlü antioksidanın vücutta üretilemediği için besinlerle alınması gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçar, en zengin likopen kaynaklarını, bunları doğru tüketme yollarını ve faydalarını şöyle sıraladı:

Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçar
İŞTE DOĞAL KAYNAKLARI
Likopen, özellikle kırmızı renkli besinlerde bol miktarda bulunan bir antioksidandır. En zengin kaynağı, domatestir.
Karpuz da likopen açısından zengindir. Kuşburnu, hurma, kırmızı soğan ve kırmızı biber de likopen içeren sebze- meyveler arasındadır.
Ayrıca kırmızı olmayan kuşkonmaz, Trabzon hurması ve kayısıda da likopen bulunur. Bu besinleri düzenli tüketmek, vücudun ihtiyacı olan likopeni almasına yardımcı olur.
Genellikle sebzeleri pişirdiğimizde içerdikleri antioksidanların azaldığını düşünürüz. Ancak, domates söz konusu olduğunda durum tam tersidir.
DOMATES NASIL TÜKETİLMELİ?
Domates pişirildiğinde içerisindeki likopen miktarı artar ve daha güçlü bir antioksidan haline gelir. Bu nedenle pişirilerek tüketilen domatesten vücut çok daha fazla likopen alır. Ayrıca, güneşte kurutulmuş domates, domates salçası ve domates suyu gibi domates ürünleri de likopen açısından oldukça zengindir.
Likopenin yağ ile birlikte tüketilmesi de emilimini önemli ölçüde artırır. Bu nedenle, likopen içeren besinleri zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek gerekir.
HANGİ HASTALIKLARDAN KORUR?
İşte likopenin savaştığı ve olumlu etkiler sağladığı sağlık sorunları:
KANSER: Likopen, serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini engelleyerek hücrelerimizi korur. Bu da likopenin, özellikle kanserle mücadelede önemli bir madde olmasını sağlar. Çünkü serbest radikaller, hücreleri bozarak kanser oluşumuna zemin hazırlar.
Likopen gibi antioksidanlar ise bu süreci yavaşlatır veya durdurur. Vücudumuzdaki tüm hücreler bu korumadan fayda görür. Likopenin özellikle prostat ve meme kanserlerine karşı koruyucu etkisi araştırmalarla tespit edilmiştir.
CİLT: Likopen, sadece iç organlarımızı değil, cildimizi de koruyan güçlü bir antioksidandır. Yağlı cilt dokusunda birikebilen güçlü bir antioksidandır.
Bu güçlü antioksidanın cilt dokusundaki yoğunluğu arttıkça güneş ışınlarının oluşturabileceği hasarlar ve cilt yaşlanması da azalmaktadır. Bazı çalışmalarda, likopenin güneş kremi kullanılmasa bile cildi güneşin zararlı etkilerinden kısmen koruyabileceği ifade edilmektedir.
İLTİHAPLANMA: Likopen, iltihap önleyici özelliklere sahip bir maddedir. Bu özelliği sayesinde, vücutta iltihaba bağlı gelişen ağrıları hafifletmeye yardımcı olabilir. Özellikle kronik hastalıklarda görülen düşük seviyeli iltihaplanmanın azaltılmasında destekleyici bir rolü olduğu düşünülmektedir. Ancak likopen doğrudan bir ağrı kesici değildir; etkileri daha çok uzun vadede genel sağlığın desteklenmesiyle ortaya çıkar.
KEMİK: Likopen, kemik sağlığını da destekler ve güçlendirir. Kalsiyum ve D vitamini ile oluşan kemik güçlenmesini daha da artırıp, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltabilir.
GÖZ: Likopen, katarakt oluşumu önleyebilir. Yaşlılarda görülen makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) riskini de azaltabilen özellikler barındırır.
TAKVİYE UYARISI
Likopen takviyesi almak genellikle gerekli değildir, çünkü bu maddeyi besinlerle yeterince almak mümkündür. Günlük ortalama 10 mg likopen alımı, sağlık açısından yeterli kabul edilmektedir. Örneğin, bir dilim karpuz bile bu ihtiyacı karşılamaya yardımcı olabilir.
Ancak bazı durumlarda, özellikle kanser tedavisi gören veya prostat kanseri riski taşıyan hastalar gibi özel gruplarda, kalp damar hastalarında likopen alımının artırılması faydalı olabilir.
Bu durumda takviyelerin doktor tavsiyesi ile alınmasına özen gösterilmelidir. Çünkü aşırı likopen alımı tansiyon düşüklüğüne sebep olabilir, mide ülserlerini artırabilir ve bazı ilaçlarla etkileşimde bulunabilir. Kanser tedavisi görenler ve hormon tedavisi alanlar, takviye alırken özellikle dikkatli olmalıdır.
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Zona aşısı biyolojik yaşlanmayı yavaşlatıyor!
2026 yılına damga vuran tıp araştırması: Zona aşısı olan 70 yaş üstü bireylerin, DNA seviyesinde daha yavaş yaşlandığı kanıtlandı. Aşının bağışıklık sistemini eğiterek kronik iltihaplanma...
'Çocuklarda dil ve dikkat sorunları artıyor'
Çocukların erken yaşta ekranla tanışmasının ciddi riskler taşıdığının altını çizen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Barış Yazar “Özellikle 0-3 yaş dönemi, beyin gelişiminin en hız...
Sigaraya yeni yasaklar yolda...
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sigara içilen alanları ve sigara içme görüntülerini azaltmaya yönelik bir mevzuat çalışmamız var. En kısa sürede Meclis'e sunacağız" dedi. Memişoğlu, "Siga...
Birleşmiş Milletler: 'Küresel su iflası' dönemine girildi
Birleşmiş Milletler’in yeni raporu, dünyada “küresel su iflası” dönemine girildiğini ortaya koydu. Rapora göre 6,1 milyar kişi tatlı su kaynaklarının risk altında olduğu ülkelerde yaşarke...
Bambu filizi sağlık dağıtıyor!
İngiliz bilim insanları tarafından yayımlanan ilk kapsamlı akademik derleme, bambu filizlerinin diyabetten kalp hastalıklarına kadar birçok dertle savaştığını ortaya koydu. İngiltere’deki...
Karaciğer yağlanması vakaları artıyor...
Karaciğerin sertleşmesi, şeklinin bozulması ve görevlerini yapamaz hale gelmesiyle gelişen siroz, giderek büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Ya...
Uzman: ‘Uzun vadede stres nöronları öldürüyor’
Stresin beynin kimyasal yapısını etkilediğini belirten Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, "Uzun vadede stres nöronları öldürüyor, Parkinson ve demans gibi hastalıklara kapı aralıyor...
Sürekli ve Fazla Düşünmek: Overthinking Alışkanlık Mıdır?
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın modern insan problemlerinden "overthinking"i, zihnin sürekli aktif kalması halini değerlendirdi.
Uzman uyardı: Türkiye obezitede Avrupa’nın zirvesinde
ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi için paylaştığı kapsamlı bilimsel raporu değerlendiren Doç. Dr. Binnur Okan Bakır,...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Dilan Çiçek Deniz'den sosyal anksiyete itirafı
Başarılı oyuncu Dilan Çiçek Deniz, sosyal medya hesabından yaptığı duygusal paylaşımla bir süredir mücadele ettiği ruhsal zorlukları takipçileriyle paylaştı. Deniz, özellikle kalabalık or...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Zona aşısı biyolojik yaşlanmayı yavaşlatıyor!
2026 yılına damga vuran tıp araştırması: Zona aşısı olan 70 yaş üstü bireylerin, DNA seviyesinde daha yavaş yaşlandığı kanıtlandı. Aşının bağışıklık sistemini eğiterek kronik iltihaplanmayı baskıladığını belirten uzmanlar, bu yöntemin sağlıklı yaşlanma stratejilerinde yeni bir dönem başlatabileceğini öngörüyor.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.