Baskılar dağılmayı önleyemez
09 Haziran, 2020İktidar blokunun artık tutunamıyacağı, attığı adımlarla tam bir telaş içinde olduğu görülüyor. Baskıcı sistemlerin sığındıkları yol ve yöntemler bellidir. İnsanlık tarihi böylesi davranışlara çok tanıklık etmiştir, ayrıca derslerle doludur. Bizde de iktidar bloku yani AKP-MHP İttifakı ayni yollara baş vuruyor.
Aslında çok detaya girmeye gerek yok. Satır başlarıyla yaptıkları, hafızalardan silinecek gibi değil. Öncelikle bugün düşman ilan ettikleri Fetullah Gülen Cemaati ile birlikte, PKK yandaşlığını, AKP iktidarı “ezberleri bozacağım” söylemiyle başlatmıştı. Bugün yanında olmıyan herkesi bu örgütlerin yandaşlığıyla suçluyor. Çünkü halka yaşattığı tam bir hayal kırıklığıydı. Suriye konusunu ülkenin başına bela etti. Güney sınırımızı, bir kısmını ABD ile bir Kısmını da Rusya Fedarasyonuyla kontrol ediyor. Ama yerlilik ve millilik söylemini dilden düşürmüyor. Ordan kendisine oy olarak devşireceği , halkın gözünü boyuyacağı hayalleri bitince, şimdi Libya’yı fetihettiğini iddia ediyor. Bu konuda bir destan yazacağını umuyor. Ülkeyi 18 yıldır yönettiğini unutmuş. Alemi kör herkesi sersem zannediyor. Dünya kültür mirasına dahil edilen Ayasofya’yı diline dolamış. Din bezirganlığı yaptığı yetmemiş gibi bu konuda yeni bir sayfa açmanın derdinde. Ekonomik durum elvermediğinden artık Kanal İstanbul’u telafuz edemiyor. Bunlar totaliter rejimlerin, geçmişten beri, din, milliyetçilik, gibi halkı “uyduruk kahramanlık” söylemleriyle uyutma yöntemleridir.
Elbette bunlar yetmiyor. Halktaki destek gücü azaldıkça, Milletvekillerinin vekilliğinin düşürülmesi, İş Bankasındaki Atatürk Hisselerine el koyma, basın yayın organlarındaki gazetecilerin tutuklanması, gözaltına alınmalar, fikrini beyan eden yazar, aydın ve akademisyenleri, sosyal medyada, aleyhte söylemleri yayanları, korkutarak, baskı uygulayarak, hapsederek susturma yoluna baş vuruyor. En son iktidarı kaybedecek partilerin en son formül olarak gördükleri, “demokratik sığınak” saydıkları, iktidardan düşmeye belki formül olabilir beklentisiyle, seçim kanunu değiştirmekten, çare umar hale geldiler. Bu yöntemler, tutunabilmek için, başvurdukları ikinci kademe hamleleridir. Gelecekte bunu daha da arttıracaklarını beklemeliyiz. Türkiye 1970’li yıllarda daha güçlü demokratik muhalefete sahipken, seri cinayet yöntemlerinin ülkeyi ne hale getirdiğini unutmayalım.
Baskıcı iktidarların çözülme süreçleri hızlandıkca, bu ve benzer yıldırma politikalarının yetersizliğini de göreceklerdir. Demokratik geleneklere, sahip olmadıklarından, çözülmenin yönetim beceriksizliklerinden değil de, kendilerine yandaş olmayanları düşman ilan ederek, provakasyonlara yol açacak ortamları tahrik edeceklerdir. Bu tür iktidarların kitlesel çatışmalara dahi yöneldiklerini, tarihsel süreçler bize göstermiştir.
Genelde bakıyorum iktidarın manevralarını “eken seçim hamlesi” olarak değerlendiren yaygın bir görüş var. Erken seçim demokratik bir hamledir. Elbette Türkiye’nın ekonomik durumu, yönetememe zaafı, ülkeyi bir erken seçime götürür. Ancak bu iktidar istediği için olmayacak. Halk desteğini yitirdikçe, iç çözülmeleri hızlanacaktır. Bu da zorunlu bir seçim sürecini elbette gündeme getirecektir. İşte bu süreçte bize düşen oyuna gelmeden, toplumu daha çok düşmanlaştırmadan bir yol ve yöntem geliştirmemiz olmalıdır. Zaten yerel yönetim seçimlerinden beri iktidar bloku oy çokluğunu yitirmiştir. Son kamuoyu yoklamaları da bu durumu pekiştiriyor.
Nüfusun ne kadarı hangi partili belediye tarafından yönetiliyor?
2014
AK Parti %67,2
CHP %15,8
HDP %7,1
MHP %8,9
2019
AK Parti %39,0
CHP %48,4
HDP %6,6
MHP %5,5
Avrasya Kamuoyu Şirketi Mayıs ayındaki kamuoyu yoklamasında halkın sorunları şöyle sıralanmıştır. 1- Ekonomi, yoksulluk, geçim sorunu % 58,6
2- İşsizlik % 20,8 , Eğitim, terör, vb diğer altı sorunun hiç biri % 2 den fazla karşılık bulmamıştır. Yolcudur Abbas, sözün kısası.
Yorum Ekle
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Lvbel C5, konser gelirini depremzedelere bağışlayacak
Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında toplumsal dayanışma sürerken, sanat dünyasından anlamlı bir destek geldi. Rap sanatçısı Lvbel C5, şubat ayı içinde vereceği üç b...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Küresel sağlık riskleri artıyor: 2026’da izlenmesi gereken 3 tehlikeli virüs
Bir epidemiyolog, 2026 yılına girerken küresel halk sağlığı açısından risk oluşturabilecek üç virüse dikkat çekti. İklim krizi, nüfus artışı ve küresel hareketlilik, virüslerin daha hızlı yayılmasına zemin hazırlıyor. Pandemi döneminin geride kaldığı düşünülse de bulaşıcı hastalıklar konusunda temkinli olmak hâlâ büyük önem taşıyor.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.