- Soma İnönü Mahallesi’ne 1200 Metrelik Yağmursuyu Hattı
- Özgür Özel'den 'Tarık Akan' paylaşımı: 'Ardında başı dik, onurlu bir hayat bıraktı...'
- Tom Cruise'dan dikkat çeken Brad Pitt çıkışı
- “Çocuklarımızın Geleceğini Çetelere Teslim Etmeyeceğiz”
- Turgutlu Belediyesi Kış Spor ve Kültür Sanat Kursları'nda eğitimler başladı
Şimşek'in 'savaş' gerekçesi ne kadar gerçekçi?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in enflasyondaki yükselişi jeopolitik krize bağlayan açıklamaları tartışma yaratırken resmi veriler fiyat artışlarının savaş öncesinde hızlandığını gösteriyor. Enflasyon hedeflerindeki revizyonlar, yurttaşların alım gücündeki kayıp ve sermaye hareketlerindeki değişim, ekonomi yönetiminin dezenflasyon politikalarının sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Türkiye’de yüksek enflasyonun İran, ABD ve İsrail ekseninde tırmanan jeopolitik krize bağlandığı yönündeki açıklamaları, resmi verilerin tarihsel akışıyla çelişti. Şimşek’in, “Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan daha aşağıda olurdu, yılı yüzde 21-22 aralığında kapatacaktık” sözleri ekonomi yönetiminin dezenflasyon anlatısının merkezinde yer alsa da rakamlar krizin etkisi ortaya çıkmadan aylar önce enflasyonun hızla arttığını gösterdi.
SAVAŞ BAŞLAMADAN ÖNCE DE FİYATLAR YÜKSELİYORDU
Türkiye ekonomisi 2026’ya, savaşın fiyatlama davranışlarına henüz yansımadığı bir dönemde bile güçlü bir enflasyon baskısıyla girdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ocakta aylık enflasyon yüzde 4,84’e, yıllık enflasyon ise yüzde 30,65’e ulaştı. Aylık oranın yüzde 4,84 seviyesinde kalması, fiyat istikrarındaki bozulmanın geçici değil, yapısal bir nitelik taşıdığına işaret etti.
Şubat verileri ise dezenflasyon hedefindeki kırılmayı daha da görünür hale getirdi. Yıllık enflasyon, 20 ay süren düşüş eğiliminin ardından şubatta yeniden yükselişe geçti. TÜİK’e göre şubat ayında aylık enflasyon yüzde 2,96 olurken, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e çıktı.
Üstelik TÜİK’in hesaplamalarında ilgili ayın 1’i ile 24’ü arasındaki fiyat verileri esas alınıyor. Sıcak çatışmanın başladığı ve Brent petrolün varil fiyatının bir günde yüzde 7’nin üzerinde artarak 82 dolar seviyelerine çıktığı tarih ise 28 Şubat sonrasına denk geliyor. Bu da savaş kaynaklı enerji şokunun şubat enflasyonuna yansımadığını gösteriyor. Buna rağmen enflasyonun yönünü yukarı çevirmesi, fiyat baskılarının esas olarak iç dinamiklerden beslendiğine işaret etti.
HEDEFLER 5 YILDA 17 KEZ DEĞİŞTİ
Şimşek’in, “Hedeflerin tutmadığı yönündeki algı doğru değil” değerlendirmesi de son beş yılın ekonomi yönetimi performansıyla örtüşmüyor. 2021’den bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi, enflasyon hedeflerini toplam 17 kez yukarı yönlü revize etti.
2026 yılına ilişkin hedeflerdeki değişim de bu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Başlangıçta yüzde 8,5 olarak açıklanan yıl sonu enflasyon hedefi, önce yüzde 16’ya, ardından yüzde 26 ve yüzde 28’e çıkarıldı. Eylül ayında açıklanan güncel Orta Vadeli Program’da ise bu oran yüzde 28,4 olarak belirlendi.
Tek haneli başlangıç hedefinden yüzde 28,4’e uzanan bu sert sapmanın tamamını dışsal şoklara ve savaş etkisine bağlamak, ekonomi politikasındaki tutarsızlıkların da üzerine örtüyor.
YURTTAŞ YOKSULLAŞIRKEN SERMAYE DIŞARI YÖNELİYOR
Ekonomi yönetiminin hedef revizyonları ve makroekonomik dengesizlikler, toplumun geniş kesimlerinde alım gücü kaybını derinleştiriyor. 23 Aralık 2025’te 28 bin 75 TL olarak açıklanan net asgari ücretin alım gücü, yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen kümülatif yüzde 10,05’lik enflasyon karşısında kısa sürede eridi. Benzer biçimde, 20 bin TL’ye çıkarılan en düşük emekli maaşı da fiilen 18 bin 173 TL seviyesine geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın anketleri de güven kaybını doğruluyor. Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre yurttaşların 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi yüzde 46,13 seviyesinde bulunuyor. Reel sektörün beklentisi ise yüzde 33,10. Bu tablo, resmi hedeflere değil, doğrudan hissedilen hayat pahalılığına göre şekillenen bir fiyatlama davranışına işaret ediyor.
İçeride oluşan bu güvensizlik, büyük sermaye gruplarının da yönünü dışarıya çevirmesine neden oluyor. 2026’nın ilk 10 ayında Türkiye’den yurtdışına yapılan doğrudan yatırımların 5,4 milyar dolara ulaşması ve bazı büyük holdinglerin yerli varlıklarını satarak Avrupa merkezli yeni yapılara yönelmesi, ekonomideki güven erozyonunun en net göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak savaşın ekonomi üzerindeki maliyetinin bulunduğu kabul edilse de, mevcut veriler Türkiye’deki enflasyonun yalnızca dışarıdan gelen bir şokla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Rakamlar, fiyat artışlarının çok daha önce başladığını ve enflasyon yangınının içerideki yapısal sorunlarla büyüdüğünü gösteriyor.
7 PUANLIK ENFLASYON FARKI
Özellikle savaş nedeniyle enflasyonun en az 7 puan daha fazla olduğuna yönelik söylemler, Batı Asya'daki ve kuzeydeki savaşların bizzat taraflarının enflasyon oranları ile karşılaştırıldığında anlamlandırılmakta güçlük çekiliyor.
Son verilerin ışığında çatışmaların merkezinde yer alan ve dünya ekonomisini büyük ölçüde etkileyen ülkelerin enflasyon oranları şöyle:
- ABD: Yüzde 3,4 (Ağustos 2026)
- Rusya: Yüzde 6,3 (Ağustos 2026)
- Ukrayna: Yüzde 7,7 (Temmuz 2026)
- İran: Yüzde 87,9 (Temmuz 2026)
- İsrail: Yüzde 1,5 (Temmuz 2026)
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Yılın 8 ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 14,1 azaldı
TÜİK, Ağustos ayına ilişkin Motorlu Kara Taşıtları verilerini açıkladı. Ağustos ayında trafiğe kaydı yapılan 171 bin 887 adet taşıtın dağılımında, yüzde 47,5 ile motosiklet ilk sırada yer...
Petrol piyasasında yeni kriz: Üretim durdu, Brent 108 dolara çıktı
Libya’da petrol tesislerini koruyan bir grubun ana petrol nakil hattındaki vanayı kapatması, üretimin durmasına yol açtı. Gelişmenin ardından Brent petrol yükselirken, küresel piyasalarda...
Altın fiyatlarında kritik gün
16 Eylül 2026 Çarşamba güncel altın fiyatları ve piyasa verileri netleşti. Gram altın, çeyrek altın ve Cumhuriyet altını fiyatları belli oldu. İşte serbest piyasa verileriyle hazırlanan 1...
Tarımda sistem adaletsiz
Yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticileri hakkında gözaltı kararı verildi. Çiftçi-Sen Başkanı ...
Altın fiyatları hangi şartlarda yükselecek?
Altın fiyatlarında Fed’in kritik faiz kararı öncesi satış baskısı güçlendi. Ons altın kritik destek seviyesinin altına gerilerken, Saxo Bank’ın işaret ettiği toparlanma eşiği ve yarın açı...
Cep telefonlarında yeni zamlar kapıda
Türkiye’de cep telefonu fiyatlarında yeni zamların gündeme gelebileceği uyarısı yapıldı. MOBİSAD Başkanı Mustafa Kemal Turnacı, küresel çip krizinin yanı sıra Türkiye’deki ekonomik gelişm...
Gıda Fiyatlarını Uçuran Tezgah Deşifre Oldu: Ölüler Adına Makbuz Kesip Maliyeti Şişirmişler
Hazine ve Maliye Bakanlığı, gıda fiyatlarındaki fahiş artışların izini sürdüğü 'Tarladan markete fiyat yolculuğu' soruşturmasında şok edici bir rapora imza attı. İstanbul Cumhuriyet Başsa...
Üzüm üreticisi zor hasatla karşı karşıya: Maliyet arttı, fiyatlar geriledi
Üzüm üreticileri, 2026 kuru üzüm sezonunda hem verim kaybı hem de düşen alım fiyatları nedeniyle zor günler geçiriyor. ÇİFTÇİ-SEN, TARİŞ ve TMO’nun alım politikalarına tepki gösterirken, ...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Tom Cruise'dan dikkat çeken Brad Pitt çıkışı
Ünlü oyuncu Tom Cruise, GQ dergisine verdiği söyleşide kendisi için kullanılan "son film yıldızı" nitelendirmesine itiraz ederek meslektaşı Brad Pitt'i örnek gösterdi. İki aktörün beyazpe...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Düzenli kitap okumak Alzheimer riskini yüzde 33 azaltıyor
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi öncülüğünde yürütülen kapsamlı bir araştırma, düzenli kitap okumanın zihinsel sağlığı koruyarak demans ve Alzheimer riskini yaklaşık üçte bir oranında azalttığını ortaya koydu. On binlerce kişinin verilerinin incelendiği çalışmada, kurgusal bir metne ayrılan beş dakikalık sürenin bile stres seviyesini yüzde 20 düşürdüğü saptandı.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.