Yukarı
452388

Ahzuita: Ankara’da cazın peşinde!

08 Ağustos 2026 11:22

Ankara, pek çok sanatçıya, şaire ve yazara ilham veren; Türkiye’nin önemli müzik gruplarının kuruluşuna tanıklık eden bir şehir. Bu zengin kültürün içinde geçen yaz kapılarını açan Ahzuita, cazı küçük bir salonda ve dinleyiciyle müzisyen arasındaki mesafeyi kaldırarak sunuyor.

Ahzuita’nın adı, Arapçada “almak ve vermek, alışveriş” anlamına gelen “ahz ü i’tâ” sözünden geliyor. Mekânın kurucuları Didem ile Yunus da bu adı seçerken yalnızca ticari bir alışverişi düşünmemişler. Müziğin, sanatın, bilginin ve düşüncenin paylaşıldığı; farklı disiplinlerin birbirini beslediği bir yer hayal etmişler. İnsanlar burada yalnızca bir konser dinleyip ayrılmasın, birbirleriyle ve sanatçılarla ilişki kursun istemişler.

Bu düşünceye ev sahipliği yapan yerin geçmişi de Ahzuita kadar ilginç. 1967’den burası kiralanana kadar kasap olarak kullanılan eski bir dükkân, bütünüyle başka bir yere dönüştürülmüş. Yine de geçmişinden kalan her şey silinmemiş; mermer duvarlar korunmuş, içerisi bir konser salonundan çok evin salonunu andıracak biçimde düzenlenmiş. Zaten Ahzuita’yı benzerlerinden ayıran ilk özellik de bu. İçeri girdiğinizde karşınıza büyük bir sahne, sıralanmış koltuklar ya da kalabalık bir salon çıkmıyor.

Image

Didem ile Yunus, mekânı oluştururken müzik, alışveriş ve kafe olmak üzere üç ana başlık belirlemişler. Ancak Ahzuita bildiğimiz anlamda bir kafe, bar ya da gece kulübü değil. Yeme içme bölümüyle yerel sanatçıların çalışmalarına ayrılan küçük bir satış alanı bulunuyor ama merkeze müzik yerleştirilmiş. Enstrümanlar salonda, her an başlayabilecek bir performans için hazır tutuluyor.

Bir seferde ancak 25–30 kişinin ağırlanabildiği salonda müzisyenlerle dinleyicileri birbirinden ayıran bir sahne yok. Küçücük bir alanda, birkaç adım ötenizde çalan müzisyeni dinliyorsunuz. Böyle olunca müzisyenin nefesi, enstrümanın doğal sesi, parçanın içindeki duraksamalar ve doğaçlama sırasında ortaya çıkan değişimler kaybolmuyor. Mekânın küçüklüğü bir eksiklik olmaktan çıkıyor; konserin kendisini belirleyen bir özelliğe dönüşüyor. Dinleyici de uzaktan izleyen biri değil, o sırada kurulan müziğin parçası oluyor.

 

Ahzuita’daki konserlerin “sessiz konser” olarak adlandırılmasının nedeni de bu yakınlık. Konser sırasında konuşulmuyor, müziğin önüne geçebilecek seslerden kaçınılıyor. Yirmi beş kişilik bir salonda en küçük gürültü bile hem müzisyenin hem de dinleyicinin dikkatini dağıtabiliyor. Bu nedenle sessizlik, yalnızca uyulması gereken bir kural değil; konserin bir parçası olarak görülüyor.

Image

Programın ağırlığını caz oluşturuyor. Caz standartlarının yanı sıra müzisyenlerin kendi besteleri de dinleyiciyle buluşuyor. Fakat Ahzuita kendisini yalnızca cazla sınırlamıyor; farklı müzik türlerine ve özgün projelere de kapısını açıyor. Burada önemli olan, müziğin çok kişiye ulaşmasından önce gerçekten dinlenmesi. Büyük konser salonlarından ayrıldığı nokta da biraz burada ortaya çıkıyor. Ahzuita, bitmiş bir gösteriyi sunmanın yanında müziğin nasıl kurulduğunu, müzisyenlerin birbirini nasıl dinlediğini ve bir parçanın doğaçlamayla nasıl değişebildiğini de gösteriyor. Bu yönüyle küçük bir müzik laboratuvarını andırıyor.

Konserlerin dışında atölye çalışmaları, eğitim programları ve söyleşiler düzenleniyor. Atölyelerde, alanında uzun yıllar çalışmış sanatçılar deneyimlerini aktarırken katılımcılar da aradaki resmiyete takılmadan sorularını yöneltebiliyor. Bazı çalışmalar yalnızca bir gün sürüyor; bazı eğitimler ise haftalara yayılarak teoriyle uygulamayı bir araya getiriyor. Bu programlar sadece profesyonel müzisyenlere yönelik değil. Müziği daha iyi anlamak, dinlediği parçanın yapısını kavramak ya da daha bilinçli bir dinleyici olmak isteyenler de çalışmalara katılabiliyor.

Söyleşilerde müzikten yola çıkılıyor ama konu her zaman müzikle sınırlı kalmıyor. Bir hafta “Caz Talks” buluşmasında müzisyenlerin çoğunun neden erkek olduğu tartışılırken başka bir hafta Antik Yunan’da estetiğin doğuşu konuşulabiliyor. Farklı alanlardan sanatçılar, akademisyenler ve konuşmacılar aynı küçük salonda bir araya geliyor. Böylece Ahzuita’dakialışveriş yalnızca dükkân bölümünde gerçekleşmiyor; bilgi, düşünce ve deneyim de el değiştiriyor.

Satış bölümünde yerel sanatçıların ve bağımsız üreticilerin çalışmaları sergilenerek sanatseverlerle buluşturuluyor. Bu da Ahzuita’nın sanatçıyı yalnızca sahnede ağırlamadığını, üretiminin dolaşıma girmesine de alan açtığını gösteriyor.

Ahzuita’nın yapmak istediğini uzun cümlelerle anlatmaya gerek yok aslında: İyi müziği, onu gerçekten dinlemek isteyen insanlarla buluşturmak. Ankara’nın hızla tüketilen eğlence anlayışının dışında duran bu küçük mekân, kalabalığın değil, dikkatin peşinde. Cazı uzaktan seyredilen bir gösteri olmaktan çıkarıp aynı salonda ve aynı sessizlik içinde paylaşılan bir müziğe dönüştürüyor.

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Usta oyuncu Bilge Şen aldığı emekli maaşını açıkladı

Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri gecesinde ödül alan 82 yaşındaki usta sanatçı Bilge Şen, sahnede yaptığı konuşmayla geceye damga vurdu. Devlete tam 46 yıl hizmet ettiğini b...

Baba Sahne’nin yeni kara komedisi: Pasta Yesinler!

Baba Sahne’nin yeni oyunu “Pasta Yesinler!”, Farah Zeynep Abdullah, Şevket Çoruh, Özgür Ozan ve Bülent Şakrak’ı aynı sahnede buluşturacak. Peter Jordan’ın kaleme aldığı kara komedi, Frans...


Usta oyuncu Şerif Sezer ödül gecesinde rahatsızlandı

Türk sineması ve tiyatrosunun usta oyuncularından Şerif Sezer, dün akşam düzenlenen 27. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri törenine katıldı. Sanat gecesinde kızıyla birlikte k...

İzmir Oda Orkestrası, sezonu Zeytin Sahne’de açıyor

İzmir Oda Orkestrası, 2026/2027 sezonunu 28 Eylül’de Kültürpark Zeytin Sahne’de açıyor. Şef Nil Venditti yönetimindeki konserde, Mısırlı mezzosoprano Gala El Hadidi, İzmir Oda Orkestrası ...


Gençlik tiyatrosu yeni sezona başlıyor: Shakespeare, kabareye dönüşürse!

İsmet Küntay En İyi Gençlik Müzikali Ödülü’ne değer görülen “Spiritua”, yeni sezonda İstanbul’un yanı sıra Anadolu’nun farklı kentlerinde sahnelenecek. ÇGST’nin kurucularından İdil Türkme...

Kadir İnanır'ın vasiyetnamesiyle ilgili iddialara avukatından yanıt

Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır’ın 2022 yılında noter huzurunda hazırlattığı vasiyetnamesinin detayları kamuoyuyla paylaşıldı. Usta sanatçının avukatı Bişar Abdi Alınak, İnanır’ın...


Alternatif Park Konserleri, müziğin ritmini parklara taşıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Alternatif Park Konserleri, kentin farklı noktalarında müziği İzmirlilerle buluşturuyor. İlki 13 Eylül’de Karşıyaka Bostanlı Yasemin Kafe önünde gerçekleşt...

Cindy Crawford'ın oğlu Presley Gerber hayatını kaybetti

1990'lı yılların dünyaca ünlü süper modeli Cindy Crawford ile Rande Gerber'ın oğlu Presley Gerber, 27 yaşında hayatını kaybetti. ABD'nin Los Angeles kentindeki bir rehabilitasyon merkezin...


Bu yıl beşinci kez düzenlenen festival sona erdi

Beşinci kez düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali sona ererken; Festival Direktörü Azize Tan ve Koordinatör Merve Genç, bağımsız yapımlar, tematik seçkiler ve rekor katılımın yaş...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Serdar Ortaç'tan vasiyet kararı

Ünlü şarkıcı Serdar Ortaç, sahne aldığı mekanda mirasını açıkladı ve vefatından sonra mal varlığının nasıl paylaşılacağını planladığını duyurdu. Ortaç, İstinye’deki Boğaz manzaralı milyon...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Kanser araştırmalarında tarihi aşama

Bilim insanları, genetik mühendisliğinde yeni bir çığır açan "CRISPR aktivasyon" teknolojisi sayesinde kan kanseri ilaçlarına karşı hücresel direnç geliştiren gizli geni saptadı. Science Advances dergisinde yayımlanan araştırma, lenfoma tedavisini engelleyen mekanizmaları etkisiz hale getirecek yeni yöntemleri ortaya çıkardı.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR