Yukarı
445851

‘Hadi Öldürsene Canikom’ sahnede...

17 Nisan 2026 08:38

Vigor Kültür Sanat yapımıyla Aziz Nesin’in unutulmaz eserlerinden “Hadi Öldürsene Canikom” yeniden sahnede.

Türk edebiyatının usta kalemi Aziz Nesin’in unutulmaz eserlerinden “Hadi Öldürsene Canikom”, Vigor Kültür Sanat yapımıyla yeniden sahnede.

Yönetmenliğini ve dekor tasarımını Barış Dinçel’in üstlendiği yapımda Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde ve Bülent Alkış rol alıyor.  

Oyun, bize kalabalıklar içinde ne kadar yalnız olduğumuzu hatırlatıyor. Bir apartman dairesi iki yaşlı kadın. Birbirine sırtını dayayan Siyen ve Diha adlı iki kadının önce bir evin içinde geçen günlük yaşamlarına tanık oluyoruz. Sonra bir “havagazı memuru”nun dahil olduğu durağan hayatları bir anda hareketli bir çekişmeye dönüşür.

Oyun, günümüz insanının yalnızlık ve sevgisizlik sorununa mizahi bir dille ışık tutuyor.

GERÇEKLER...

Aziz Nesin, öykülerinde genellikle gülünç gibi görünen durumların altındaki trajik ve acı gerçekleri vurgular. Eserlerinde güldürürken bir yandan da düşündürür aslında. Eserde, insanların toplum içindeki çaresizliğini, korkuları ve hüzünlerini trajikomik bir dille anlatıyor usta.

“Hadi Öldürsene Canikom” adlı oyunda da kahkaha ile hüzün sık sık yer değiştiriyor.

Oyunun yönetmeni ve oyuncularına eserin sahneye olan yolculuğunu sorduk.

Image

 

SİYENVE DİHA’YI ANLAMAK MÜMKÜN 

Zeynep Kankonde

Siyen ve Diha aslında birbirinden çok farklı karakterler değil. 50 yıl önce yazılmış bir metin olsa da yaşlılık ve sevgisizlik hep aynı. Hadi Öldürsene Canikom, modern dünyanın acziyetten yalnızlaşmış ya da yalnızlaştırılmış iki kadının hikâyesi. O kadar yalnızlar ki ve dış dünyayla bağlantıları öyle bir kopmuş ki rutubetli bodrum katında birbirlerine hem yarenlik edip hem birbirlerinin çatışmasını oluşturuyorlar. Aslında yazılış biçimi kara mizah, bizim de oyunu sahneye koyarken koyduğumuz biçim bu temelin üstünde olgunlaştı. Bir taraftan çok güleceğiniz, bir taraftan gözlerinizin dolup gırtlağınızın düğümleneceği bir oyun. Bu duyguya çok yabancı değiliz. Pandemi gibi bir süreç atlattık. O zaman bir mecburiyetten dolayı hepimiz bir yalnızlık yaşadık, kendi kutularımızın içinde kaldık. İletişimlerimiz ve temaslarımız kısıtlandı. Bunun ne demek olduğunu aslında yaşlanmadan hepimizin anladığı bir süreç oldu. O yüzden Siyen ve Diha’yı anlamak daha mümkün artık. Onlar da bir şekilde dışarı çıkamayan, iletişim kuramayan, dış dünyanın iletişim biçimlerini özlemiş ama bir taraftan dış dünyanın sert gerçeklerini de kendi kutularında kala kala unutmuş iki kadın.

SEYİRCİNİN DUYGUSU ÖNEMLİ

Günay Karacaoğlu 

Oyunda ben Siyen karakterini canlandırıyorum. Siyen, eski bir İstanbul sokağının bodrum katında yaşamak zorunda kalan, gençliği ve evli olduğu dönemde güzel ve görkemli bir hayatı olup sonrasında yalnızlığa ve tek başınalığa mahkûm kalmış bir karakter. Bunu da kendi içinde oyunlar oynayarak, kendi yalnızlığının üstünü örtmeye çalışarak yan komşusuyla kurduğu şahane, tatlı bir dille hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Oyunumuz şunu anlatıyor demek bana çok da doğru gelmiyor çünkü her seyircinin kendine göre anlayacağı bir duygu olabilir diye düşünüyorum.

HAYATLA MUZİP DANS...

Barış Dinçel 

Aziz Nesin’in 50 yaşındayken yazdığı bu oyun aslında Nesin’in mizahını, çocuksu hınzırlığını ve kıvrak mizah zekâsının kâğıda yansıması. Çocukluğunu 70’li yaşlarına kadar yanlarında taşımış iki kadının hayatla muzip dansını anlatıyor bu oyun. Bunu anlatırken bugün de değerini yitirmemiş bazı sorularla izleyeni düşünmeye sevk ediyor. Askerlik, yalnızlık, yaşlılık, hiyerarşik meslek sıkıntıları üzerinden aslında yaş alsak da çocuk kalınabileceğini, kendine has bakış açısıyla her santimi ince ince düşünülmüş bir mizah çıkarıyor karşımıza.

OYUN EVRENSEL BİR DİL İÇERİYOR

Bülent Alkış

Oyundaki karakterim havagazı memuru. Aziz Nesin’in bu oyunu evrensel bir dil içeriyor. Çünkü Aziz Nesin, üstat, kalemini öyle çalıştırmış ki çok dengeli, matematiği çok düzgün bir eser koymuş ortaya. Metni salt komik, sıradan olaylarmış gibi görebilirsiniz ama metne derinlemesine baktığınızda insanı ne kadar iyi tanıdığını görüyoruz. Havagazı memuru aslında bu anlamda bir kişi değil, bir simge. Oradakilerin hiçbiri bana bir karakter gibi gelmiyor, hepsi bir kod. Karakterlerin altındaki mesajlar; yalnızlaştırılmış insan ve bütün hayatınızı verdiğiniz işin sonunda size kalan, başınızı sokabileceğiniz bir ev. Dünyanın her yerinde bu geçerli. Bunun dışında da seyircinin izlediği zaman görmesi gereken pek çok mesaj var. 70’lerde yazdığı bu oyun, 2026’yı, hatta 2050’yi de gösteriyor bize. Karakterler yalnız insanlar. Tüm ömürlerini, hayalini kurdukları yaşama kavuşmak için harcamışlar.

Oyun, bize yanımızdaki insanların hayatlarına dokunmayı ve onları fark etmeyi anlatıyor.

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Pembe Köşk 19 Mayıs Haftası’nda ziyarete açık

İnönü Vakfı, İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü ve ailesinin müze olarak ziyarete açtığı evleri Pembe Köşk, bu yıl da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan 19 Mayıs Gençlik ve ...

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’ndan Küba’ya dayanışma mesajı

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Küba’da giderek ağırlaşan ekonomik ve insani koşullar karşısında, Nicolás Guillén Vakfı’na bir dayanışma mesajı gönderdi. Vakıf, mesajında, ABD’nin yıl...


CSO Ada Ankara'da '19 Mayıs' coşkusu yaşandı

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla CSO Ada Ankara'da konser verildi. CSO Ada Ankara'dan yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet'in bağımsızlık meşalesinin yakıldığı ...

Âşık Mahzuni Şerif oyunu yasaklandı

Ankara Birlik Tiyatrosu’nun Âşık Mahzuni Şerif’i anlatan tiyatro oyunu, Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde yasaklandı. 24 Mayıs’ta Gümüşhacıköy Öğretmenevi Salonu’nda sahnelenmesi planlana...


79.Cannes Film Festivali’nden notlar: Direniş, özgürlük ve demokrasi dersleri!

Cannes Film Festivali’nde Doğu Avrupa sineması öne çıktı. Cristian Mungiu’nun “Fiyort”u ile Laszlo Nemes’in “Moulin”i festivalin en dikkat çeken yapımları arasında gösterildi. Sonunda ara...

Cengiz Bozkurt sahnede sakatlandı: Aşil tendonu koptu

Ünlü oyuncu Cengiz Bozkurt, Don Kişot Müzikali'nin Ankara turnesinde aşil tendonunun kopması sonucu sakatlandı. Don Kişot müzikali kadrosunda yer alan ünlü oyuncu Cengiz Bozkurt, sahnede ...


Osman Hamdi Bey, The Met’in Oryantalizm sergisinde

Dünyanın en köklü sanat kurumlarından The Metropolitan Museum of Art'ın Haziran'da açılacak "Orientalism: Between Fact and Fantasy" sergisinde, Osman Hamdi Bey’in eserleri de yer alacak. ...

“İzmir Postanesinin İletişim Coğrafyası” gün yüzüne çıkıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nde (APİKAM) düzenlenen Kent Söyleşileri dizisi devam ediyor.  21 Mayıs Perşembe günü düzenlenecek söyleşide; 1850 yılı İ...


Türkan Saylan 17. yılında anıldı: Bilim ve sanat ödülleri sahiplerini buldu

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin unutulmaz Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, ölümünün 17. yılında düzenlenen törenle anıldı. Gecede 16. Türkan Saylan Bilim ve Sanat Ödülleri de s...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Nazan Öncel, Sezen Aksu ile küslüğünün nedenini açıkladı

Harbiye Açıkhava konserinde "Dostluklar da yalanmış" diyerek Sezen Aksu'ya sitem eden Türk müziğinin usta kalemi Nazan Öncel, sosyal medya hesabından yeni bir açıklama yaptı. Aksu ile ara...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Gün sonunda bacaklarınız şişiyorsa dikkat!

Gün sonunda bacaklarda oluşan şişlik, ağırlık hissi ve rahatsızlık hissi, estetik bir sorundan ziyade damar sağlığına dair önemli bir sinyal olabilir. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serkan Akcan, özellikle uzun süre sabit pozisyonda kalan ve ayakta çalışan kişileri uyararak erken teşhisin önemine dikkat çekti.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR