Yukarı
442079

Müziğin kültürel temsilden kültür savaşına uzanan hikâyesi

12 Şubat 2026 08:57

1990’lar ve 2000’lerde ekonomik çöküş, göç ve kasırgalarla büyüyen Porto Riko’nun “kriz kuşağı”, sesini dünyaya Bad Bunny ile duyuruyor. Sanatçının müziği, yalnızca popüler değil; aynı zamanda politik bir temsil iddiası taşıyor.

Bad Bunny’nin Super Bowl sahnesini Porto Riko’nun sömürge geçmişini, göç travmasını ve kriz kuşağının öfkesini anlatan bir politik kürsüye dönüştürmesi, ABD’deki kültür savaşlarını ana akımın merkezine taşıdı. Gösteriye “Amerikan değerlerine saldırı” diyerek sert tepki gösteren Donald Trump’ın öfkesi, tartışmanın müzikten değil, kimin konuşma hakkına sahip olduğu ve kimin Amerika’yı temsil ettiği sorusundan kaynaklandığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Image

Grammy ödüllü Bad Bunny, Süper Bowl’daki şovuyla Porto Riko’nun sömürge geçmişini, göç travmasını sahneye taşıdı.

Porto Riko’da 1990’lar ve 2000’lerde büyüyen bir kuşak var. Onlar, adanın görece refah yıllarını değil, ekonomik çöküşü, kitlesel göçü, kasırgaları, siyasi skandalları ve artan hayat pahalılığını hatırlıyor. Akademisyenlerin “kriz kuşağı” adını verdiği bu neslin içinden çıkan en güçlü küresel ses ise bugün tartışmasız biçimde Bad Bunny. Asıl adı Benito Antonio Martínez Ocasio olan sanatçı, yalnızca müzik listelerini ilk sıralarını alan bir pop yıldızı değil, aynı zamanda Porto Riko’nun güncel tarihini, kırılmalarını ve çelişkilerini dünyaya anlatan bir kültürel figür. Onun şarkıları, bireysel başarı hikâyelerinden çok, kolektif bir deneyimin ifadesi olarak yankı buluyor.

KRİZ KUŞAĞININ HAFIZASI 

Bad Bunny 12 yaşındayken Porto Riko ekonomisi derin bir durgunluğa girdi ve ada bu krizden bir daha tam olarak çıkamadı. 20’li yaşlarının başında müzik yapmaya başladığında hükümet iflas etmişti. Ardından Maria Kasırgası geldi, altyapı çöktü, binlerce insan hayatını kaybetti ve federal hükümete duyulan güven ciddi biçimde sarsıldı. Bugün hâlâ süren göç dalgaları, bu kuşağın en belirgin ortak deneyimlerinden biri.

Bad Bunny’nin şarkılarında sıkça rastlanan “gitmek zorunda kalmak”, “geride kalanlar” ve “ait olunan yeri kaybetme korkusu” temaları, tam da bu tarihsel arka planın ürünü. Grammy ödüllü albümündeki parçalar, yalnızca kişisel anılara değil; ayrılan arkadaşlara, boşalan mahallelere ve parçalanan ailelere ağıt niteliği taşıyor.

 

EKONOMİ, GÖÇ VE KRİZLER 

Kriz kuşağı, önceki nesillere kıyasla daha eğitimli olmasına rağmen, düşük maaşlar ve hızla yükselen yaşam maliyetleriyle karşı karşıya. Özellikle pandemi sonrasında hızlanan gentrifikasyon, ada halkı için yeni bir baskı alanı yarattı. Vergi avantajları nedeniyle Porto Riko’ya taşınan varlıklı yabancılar, konut fiyatlarını yukarı çekti; genç Porto Rikolular ise kendi şehirlerinde barınamaz hale geldi.

Bad Bunny’nin müziği, bu süreci romantize etmeden anlatıyor. Şarkılarında sıkça geçen “Buradan gitmek istemiyorum” vurgusu, ekonomik bir talep kadar politik bir itiraz da içeriyor.

KÜLTÜR SAVAŞI 

Bad Bunny’nin Super Bowl sahnesine çıkması ise bu sürecin doruk noktalarından biri oldu. Super Bowl, ABD’de yalnızca bir spor organizasyonu değil, Amerikan kimliğinin, milliyetçiliğin ve ana akım kültürün vitrini olarak görülüyor. Bu sahnede büyük ölçüde İspanyolca bir performans sergilenmesi, Porto Riko bayrakları ve Latin ritimleriyle adanın sömürge geçmişine göndermeler yapılması, kültürel açıdan güçlü bir mesajdı.

Tam da bu nedenle performans, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın sert tepkisini çekti. Trump’ın öfkesi müzikal tercihlerle değil, temsil, dil ve kimlik meselesiyle ilgiliydi. “America first” söylemi üzerine kurulu bir siyasi çizgi için, Super Bowl sahnesinde Latin kimliğinin bu denli görünür olması kabul edilemezdi.

Trump’ın tepkisi, aslında daha geniş bir kültür savaşının parçasıydı: Kimin Amerika’yı temsil ettiği, hangi dilin ve kültürün merkezde yer alacağı sorusu. Bad Bunny’nin varlığı ise şu mesajı veriyordu: Amerika tek sesli değil.

PEDAGOJİK BİR POPÜLERLİK 

Bad Bunny, son projelerinde Porto Riko tarihini ve ABD ile olan ilişkisini açıkça anlatmayı da seçti. Konserlerinde ve görsel çalışmalarında kullanılan metinler, popüler kültürü adeta bir dersliğe dönüştürüyor. Bu yaklaşım, özellikle ABD’de Porto Riko’nun statüsünü bilmeyen geniş kitleler için öğretici bir işlev görüyor.

Genç Porto Rikolular açısından bu, yalnızca temsil edilmek değil; anlaşılmak anlamına geliyor. Kimlik, kültür ve “ülke” fikri yeniden tartışmaya açılıyor.

Bad Bunny, Porto Riko’nun kriz kuşağı adına konuşan tek kişi değil; ancak sesi en uzağa ulaşan figürlerden biri. Onun müziği ve sahne performansları, adanın ekonomik ve politik sorunlarını küresel bir tartışmanın parçası hâline getiriyor. Super Bowl sahnesinde yaşanan gerilim ise, bu hikâyenin yalnızca Porto Riko’ya değil, ABD’nin kendi kimlik tartışmalarına da ayna tuttuğunu gösteriyor.

Kriz kuşağı için asıl soru hâlâ geçerli: Bu kültürel görünürlük, kalıcı bir toplumsal ve siyasal dönüşüme yol açabilecek mi, yoksa küresel popülerliğin içinde eriyip gidecek mi?

Cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

“Kalbimde Kimler Var?” atölyesi 14 Şubat’ta çocuklarla buluşuyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla “Kalbimde Kimler Var” adlı atölyeyi, 14 Şubat Cuma saat 11.00’de Kent Kütüphanesi’nde düzenle...

La Manchalı Don Kişot sergisi açıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde Romanyalı sanatçı Florian Doru Crihana'nın “La Manchalı Don Kişot” adlı sergisi açıldı. Sergi, 4 Mart’a kadar ücr...


Dawson's Creek dizisinin yıldızı James Van Der Beek hayatını kaybetti!

Bir döneme damgasını vuran "Dawson's Creek" adlı gençlik dizisinin yıldızı James Van Der Beek, kanserle mücadelesini kaybetti. Ünlü oyuncu, 48 yaşında yaşama veda etti. 1998-2003 yılları ...

Assos’ta felsefe buluşması gerçekleşti

Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin düzenlediği Assos’ta Felsefe bu yıl 6-7 Şubat günleri, farklı üniversitelerden öğretim üyelerinin katılımıyla “Felsefe, Sanat, Bilim ve Siyaset” teması bağ...


İlerleme: Enkazın İçinden Geçen Yas

İzmir Devlet Tiyatrosu, Matei Vișniec’in yazdığı; Burak Üzen’in çevirdiği ve Yunus Emre Bozdoğan’ın yönettiği “İlerleme” ile 17–21 Şubat’ta Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi’nde, “normalleşm...

'Müziğimi izinsiz kullandılar!'

Dünyaca ünlü Radiohead grubunun gitaristi Jonny Greenwood ve yönetmen Paul Thomas Anderson, ABD’nin eski First Lady’si Melania Trump’ı konu alan "Melania" belgeseline karşı hukuk mücadele...


Göbeklitepe ruhu Almanya’da!

Şanlıurfa’daki Taş Tepeler Projesi kapsamında ortaya çıkarılan ve neolitik çağa tarihlenen eserler, Berlin Müze Adası’ndaki James Simon Galerie’de sergilenmeye başladı. “Toplumun Keşfi: G...

Slaughter to Prevail ve Behemoth grubunun konseri vardı

Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde düzenlenmesi beklenen Slaughter to Prevail ve Behemoth müzik grubunun konseri Beşiktaş Kaymakamlığınca yasaklandı. İlçemiz sınırları içerisinde bulu...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Çocuklarımı orada büyüteceğim.... 10 sene sonra İstanbul'da yaşamam!

Zeynep Bastık, gelecek hayallerini anlattı: “10 sene sonra kendimi hâlâ İstanbul’da yaşarken görmüyorum. Bir noktada Çeşme’ye dönüp tüm hayatımı orada devam ettireceğimi ve sakinliği seçe...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Okumak ve öğrenmek riskleri azaltıyor

Dünya genelinde 2050 yılına kadar 150 milyon kişiyi etkilemesi beklenen demans tehdidine karşı bilim dünyasından umut verici bir araştırma geldi. Chicago’daki Rush Üniversitesi’nin verilerine göre; kitap okumak, müze ziyareti yapmak ve oyun oynamak gibi zihinsel faaliyetler, Alzheimer riskini %38 oranında azaltırken hastalığın başlangıcını ortalama 5 yıl geciktiriyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR