Yukarı
432370

Gerçek Frankenstein’lar aramızdayken!..

31 Ağustos 2025 15:14

Çok beklenen bazı filmlerin düş kırıklığı yarattığını sık sık gördük...

Çok beklenen bazı filmlerin düş kırıklığı yarattığını sık sık gördük. Bu tanıdık duyguyu bir kez daha yaşıyoruz.

Guillermo del Toro (1964) gibi, iki kültür arasında başarılı köprüler kurmuş yetenekli bir usta yönetmen, neden Netflix’in ısmarladığı, bilmem kaçıncı Frankenstein öyküsünü, kendine özgü lezzetli bir sosla sunuyor olsa da, yeniden ısıtmaya soyunur?

Önüne konulan ciddi maddi olanakları dilediği gibi özgürce kullanmayacağını tahmin edememiş olabilir mi?

Del Toro gibi farklı kültürel köklerden beslenerek Hollywood sinemasına uyum sağlamayı başaran Yorgos Lanthimos, iki gün önce Lido’da yapılan basın toplantısında şu gerçeği çok iyi özetliyordu: “Bugün, Amerikan sinema endüstrisinin büyük yapım koşulları içinde bağımsız filmler çekebilmek, giderek imkânsızlaşıyor”...

Halbuki, mizansen cambazı Meksikalı yönetmen, fantastik boyutu zengin düş gücüyle, Mary Shelley’in (1797- 1851) romanına sadık bir senaryo eşliğinde sahneye konulan bu yeni “Frankenstein” filmi için, kâğıt üzerinde, “özellikle biçilmiş kaftan” gibi gözükmekteydi... Ancak büyük yapımların kârlılık kuralları yanında, Netflix izleyicisi için fazla incelikli olmaması beklenen anlatım biçimi nedenleriyle olsa gerek, Guillermo del Toro, 2017 yılında “The Shape of Water” ile burada ve Oscar yarışında kazandığı başarıları bu kez herhalde yineleyemeyecek.

Temelde kendisi bir canavar olan doktor Victor Frankenstein’ın, laboratuvarda can verdiği dev yaratık Victor’un fantastik gücü ve iyilik dolu yüreği, filmdeki adil mutlu sonu bugün yeniden yaşatmak için kuşkusuz çok yetersiz kalacak.

Çünkü bugün, o kıtadan bu kıtaya, halkların çoğunluğunun oylarıyla, ya da çoğunlukların tepkisizliğiyle önleri açılan gerçek canavar iktidar düşkünleri karşısında durabilecek “iyi niyetli düşsel canavarlar” pek yok artık...

TOPLUMSAL VE EKONOMİK ŞİDDET...

Altın Aslan yarışının başka bir adayı, Güney Kore sinemasının beklenen adı Park Chan-wook’ta (1963) beklendiği kadar inandırıcı değildi. “Başka Seçenek Yok” adlı filmi, temelde Kore toplumuna iyi uyarlanmış bir remake'ti üstelik... Fransız yönetmen Costa-Gavras’ın (1933) yirmi yıl önce, Amerikalı yazar Donald E. Westlake'in (1933- 2008) romanından esinlenerek çektiği “Le couperet” adlı filmin güncelliğini yitirmeyen konusu, Güney Kore toplumunun kültürel ve toplumsal farklılıklarına çok iyi uyarlanmış: Kâğıt sanayinde çeyrek yüzyıldır yönetici olarak çalışan mühendis, kârlılığı arttırmak amaçlı personel azaltma politikası gereği işten çıkarılınca, düzenli pembe yaşamı altüst oluverir; aile ilişkileri gerilir. Bunalıma girmesi kaçınılmazdır...

 

Toplumsal ve ekonomik şiddet, onu yeni bir iş bulabilmek için rakiplerini ortadan kaldırmaya karar vermeye dek sürükleyecektir...

Güçlü canavarların çaresiz zavallı canavarlar ürettiği bu küresel düzen(sizlik) içinde, hep birlikte bataklığa saplanıp durmuyor muyuz zaten?

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

'Türkiye’nin zenginlikleri fotoğraflandı'

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) uluslararası sergilerle dünyaya ve Kültür Yolları Festivalleri’yle kent meydanlarına taşıdığı Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri açıklandı....

23. Ankara Kitap Fuarı kapılarını açıyor

Kitapseverlerin heyecanla beklediği 23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan 2026 Cuma günü ATO Congresium’da kapılarını açıyor. Kitapseverlerin heyecanla beklediği 23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan...


79. Cannes Film Festivali için geri sayım!

Dünya sinemasının en prestijli buluşma noktası olan Cannes Film Festivali, bu yıl 79’uncu kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Sinema tutkunlarının heyecanla beklediği 79. Cannes Film Fest...

Gökyüzünden Bakmak, Yeri Susturmak

VEKAM’da açılan Kuşbakışı Filistin, Filistin’in yalnızca tarihini değil, ona yöneltilen bakışın tarihini de görünür kılıyor. Haritalar, hava fotoğrafları, arşiv belgeleri, mitler, törenle...


Oyuncu Ramazan Tetik hayatını kaybetti!

'Eşref Rüya' dizisinin oyuncularından Ramazan Tetik, aort yırtılması sonucu yaşamını yitirdi. 31 yaşındaki oyuncunun bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacağı aktarıldı. Başrollerini...

'Satıcının Ölümü' sahnede: Willy’nin yolu...

Arthur Miller’ın “Satıcının Ölümü” adlı eseri güçlü oyuncu kadrosu ve yalın sahne tasarımıyla sahneye taşındı. Oyunun işlediği ekonomik ve toplumsal trajedi dikkat çekerken, yüksek bilet ...


Burdur'daki 2000 Yıllık Medusa Mozaiği Ziyarete Açıldı

Burdur'un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti'nde yer alan ve dünyanın nadir antik eserleri arasında bulunan 2000 yıllık Medusa mozaiği kış aylarının bitmesinin ardından​​​​​​​​​​​​​​...

40. Uluslararası Ankara Müzik Festivali: Bir Ankara senfonisi

Türkiye’nin en köklü ve prestijli kültür sanat etkinliklerinden biri olan Uluslararası Ankara Müzik Festivali, 40.yılını kutlamanın gururuyla Başkent’i yeniden müzikal bir bahar ile buluş...


Cem Yılmaz’dan Ayumi Takano ve Okan Çabalar sürprizi!

Türk sinemasının fenomen serisi G.O.R.A., dördüncü filmiyle geri dönmeye hazırlanırken oyuncu kadrosu da netleşiyor. Cem Yılmaz, merakla beklenen "GORA 4 GORA" filmine başarılı oyuncu Oka...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Mehmet Ali Erbil’in acı günü: Annesi Yurdagül Eken hayatını kaybetti

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden 84 yaşındaki annesi Yurdagül Eken’in vefatıyla sarsıldı. Yakın zamanda kalça kemiği kırığı nedeniyle tedavi gör...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’

Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR