- Bedelli askerlik 417 bin TL oldu: Torba yasa TBMM’de kabul edildi
- 'Bireysel başvuru ve adil yargılanma hakkı ihlal edildi!'
- Buca Belediye Başkanı Görkem Duman: “Ne eğildik, ne de bir adım geri attık”
- Ertuğrul Doğan'dan Uğurcan Çakır itirafı: 'Hayatımın en büyük şoku...'
- ABD-İsrail, İran'daki köprüye saldırdı: İran basını o listeyi yayımladı
Kış depresyonuyla nasıl başa çıkabilirsiniz?
Kış mevsiminde güneş ışığının azalması, melatonin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyerek depresyona yol açabilir. Ayrıca D vitamini eksikliği, bu belirtileri daha da kötüleştirebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Anıl Talas Özçimen, kış depresyonu ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Anıl Talas Özçimen, depresyon hakkında açıklamalarda bulundu.
‘UYKUSUZLUK GÖRÜLEBİLİR’
Depresyonun tanımını yapan Uzm. Dr. Özçimen, “Depresyon sürekli üzüntü, çökkün ruh hali ve zevk alamamayla karakterize bir duygudurum bozukluğudur. Depresyonda kişinin günlük işlevselliğini olumsuz etkileyen ve en az iki hafta süren çökkün ruh hali veya zevk alamamayla beraber uykusuzluk veya aşırı uyuma, iştahsızlık ya da aşırı yeme, huzursuzluk, sinirlilik, hareketlerde yavaşlama, yorgunluk, enerji kaybı, kararsızlık, değersizlik ve suçluluk düşünceleri, dikkatte azalma ve ölüm düşünceleri görülmektedir” diye konuştu.
‘RUHSAL TRAVMALAR NEDEN OLABİLİR’
Depresyonun nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Özçimen, şu bilgileri paylaştı:
“Depresyon ile ilişkili etmenler genellikle genetik yatkınlığa ek olarak ekonomik durum, eğitim düzeyi, işsizlik, cinsiyet, yaş gibi demografik ve sosyo-ekonomik etmenler, ruhsal travmalar, savaş, göç gibi çevresel olaylar ve son yıllarda da obezite, fiziksel aktivite, alkol ve madde kullanımı gibi hayat tarzına ilişkin değişkenlerdir.
Depresyon tek bir risk etmeninden ziyade söz konusu olan risk etmenlerinin birbiriyle olumsuz etkileşimi ile ortaya çıkmaktadır. Genetik veriler; duygudurum bozukluklarının gelişiminde genetik geçişin önemli bir etmen olduğunu göstermektedir. Stresli yaşam olayları (ailevi sorunlar, ekonomik problemler, yoğun iş temposu, travmatik yaşam olayları) depresyona sebep olabilmektedir. Ayrıca kronik hastalıklar, hormonal değişiklikler, bazı ilaçlar, alkol ve madde kullanım bozuklukları da depresyon gelişimine neden olan etkenlerdir.”
‘TÜRKİYE’DE DEPRESYON ORANLARI ARTTI’
Araştırmalarda Türkiye’de depresyon oranının son yıllarda önemli oranda arttığının görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Özçimen, “Pandeminin etkisiyle sosyal izolasyon, belirsizlik ve ekonomik zorluklar gibi faktörlerin depresyon oranlarını artırdığı çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2020’de depresyonun dünya genelinde arttığını ve Türkiye’de de benzer bir artışın yaşandığını belirtmiştir” dedi.
‘SOSYOLOJİK ETKENLER ARTIŞI TETİKLEYEBİLİR’
Depresyonun artışının nedenlerine dikkat çeken Uzm. Dr. Özçimen, “Türkiye’de depresyon oranları, son yıllarda sosyal, ekonomik ve psikolojik faktörlerin etkisiyle artmıştır. Gelir ve eğitim düzeyi arttıkça depresyon riski azalmaktadır.
Yapılan araştırma sonuçlarına göre, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ve metabolik sendrom gibi kronik hastalığı olan bireylerde depresyon riski, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve kronik hastalığı olmayan bireylere göre daha yüksektir.
İşsizlik, toplumsal eşitsizlikler ve ekonomik sorunlar da stres seviyesini yükselterek depresyonun ortaya çıkmasını kolaylaştıran nörobiyolojik süreçlere neden olmaktadır. Araştırmalar Türkiye’de depresif belirtilerin yaygınlığının yüksek olduğunu, sosyo-demografik etmenler ve kronik hastalıklarla da ilişkili olduğunu göstermektedir” açıklamasında bulundu.
‘KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR’
Türkiye’de depresyonun dünyada olduğu gibi kadınlarda, erkeklere göre daha fazla görüldüğünü ve yaş ile birlikte de bir artış gösterdiğini aktaran Uzm. Dr. Özçimen, “Eğitim düzeyi açısından üniversite ve üzeri eğitimi olanlarda depresyon daha az görülmektedir. Yine araştırmalar sonucuna göre evli olmayan ve boşanmış bireylerin depresyona yakalanma riski evlilere kıyasla daha yüksektir” dedi.
‘KIŞ DEPRESYONUNUN SEBEPLERİ’
Kış depresyonunun, mevsimsel bir duygudurum bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Özçimen, şunları söyledi:
“Mevsimsel depresyon, belirtilerin aynı dönemde; genellikle sonbahar ve kış aylarında başlayıp, aynı dönemde; genellikle ilkbahar ve yaz aylarında bitmesi ile karakterizedir. Kışın gün ışığının azalması insan vücudunda bazı biyolojik ve kimyasal değişikliklere yol açar ve ruh hali değişikliklerine neden olabilir.
Kış depresyonunun neden ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle beraber güneş ışığının azalmasının, uyku düzeni ve ruh hali üzerinde doğrudan etkili olan melatonin ve serotonin gibi bazı beyin kimyasallarının dengesini bozduğu düşünülmektedir. Azalan güneş ışığı, melatonin üretiminin artmasına ve serotonin seviyelerinin düşmesine neden olabilir.
Bu durum da yorgunluk ve depresif duygulara sebep olabilir. Kış aylarında D vitamini eksikliği de yaygın görülür ve depresyon belirtilerini tetikleyebilir. Soğuk havayla azalan sosyal etkinlikler ve fiziksel aktiviteler de kış depresyonunu tetikleyebilir. Bu faktörlerin farkında olmak, kış depresyonunun nedenlerini daha iyi anlayarak önlem almamıza yardımcı olabilir.”
‘DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMAK DEPRESYONA İYİ GELİR’
Depresyona iyi gelen durumları anlatan Uzm. Dr. Özçimen, “Depresyon, kişinin kendi çabasıyla üstesinden gelmesi zor olabilen ruhsal bir hastalıktır ancak profesyonel tedavi ile birlikte bazı kişisel yöntemler iyileşme sürecine yardımcı olabilir. Doktorun önerdiği ilaçları düzenli almak, terapi seanslarına katılmak tedavide esastır.
Depresyon hakkında bilgi sahibi olmak, kişinin durumunu anlamasına ve bununla nasıl başa çıkacağına dair yöntemler geliştirmesine yardımcı olur. Ayrıca, aile ve arkadaş desteğini almak, durumu onlarla da paylaşmak yardımcı olabilir. Alkol ve uyuşturucu gibi maddelerden uzak durmak, depresyon belirtilerini yönetmede çok önemlidir. Düzenli egzersiz yapmak, daha önceden zevk alınan aktiviteleri düzenli yapmaya çalışmak, dengeli beslenmek ve yeterli uyku da depresyonla mücadelede etkilidir” dedi.
‘İLAÇ TEDAVİSİ UYGULANABİLİR’
Son olarak tanı ve tedavi yollarından bahseden Uzm. Dr. Özçimen, “Depresyon tanısı, doktor tarafından yapılan fizik muayene, laboratuvar testleri ve psikiyatrik değerlendirmelerle konur. Depresyon çoğunlukla tedaviye iyi yanıt veren ruhsal bir hastalıktır. Tedavide en etkili yaklaşım ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi müdahaleleri entegre etmektir.
Dirençli vakalarda veya intihar riski halinde hastanede yatarak tedavi ve EKT (elektrokonvulzif tedavi) de uygulanabilmektedir. Depresyon tedavi edilmezse, kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde bozabileceği ve daha ağır ruhsal sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürec...
Bipolar bozuklukla baş etmenin yolları
30 Mart Dünya Bipolar Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Öykü Recepoğlu, bipolar bozukluğun mutlaka psikiyatrik bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Recepo...
Çocuğunuzun sosyal medyada geçirdiği süreyi kısaltmanın beş yolu
ABD'de teknoloji devleri Meta ve Google'a karşı verilen emsal mahkeme kararı, sosyal medya platformlarının kasıtlı olarak bağımlılık yapıcı tasarlandığını tescilledi. Çocuklarını dijital ...
Anemi ve tiroid hastalıklarına işaret edebilir
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Taşkıran, halsizlik şikayetinin basit bir yorgunluk olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun farklı hastalıkların habercisi o...
Ani ağrıya dikkat: Böbrek taşı her 10 kişiden 1'inde görülüyor!
Böbrek taşlarının en sık 20-50 yaş arası erişkinlerde görüldüğünü işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, “Eskiden her 3 erkek hastaya karşılık yaklaşık 1 kadın böbrek taşı ş...
Portakal suyu kalp ve beyin sağlığını destekliyor
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erhan Gönen, “Yapılan araştırmalar portakal suyunun doğru miktarda tüketildiğinde kalp ve beyin sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebildiğini ortaya k...
Gerçek farkındalık empati ile başlar!
Down sendromu bir eksiklik değil, genetik bir farklılık. Bu farklılığın bir başarı hikâyesine dönüşmesi okul, aile ve toplumun oluşturduğu uyumlu ilişkiye bağlı. Dünya, 21 Mart’ta Down se...
İnsülin direncini kıran 'sihirli mekanizma'
Bir ay süren orucun ardından Ramazan Bayramı, aniden tüketilen ağır şerbetli tatlılar, pastalar ve şekerlemelerle vücudumuz için adeta biyolojik bir sınava dönüşüyor. Birçok kişi bayram z...
Beyin hakkında bildiklerinizi unutun...
Bilim dünyasında uzun yıllar hakim olan "beyin gelişimi çocuklukta tamamlanır" tezi çürüdü. Nörobilim Uzmanı Öğr. Gör. Derya Murat Özgün, beynin yaşam boyu kendini yenileyebilen "nöroplas...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Mehmet Ali Erbil’in acı günü: Annesi Yurdagül Eken hayatını kaybetti
Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden 84 yaşındaki annesi Yurdagül Eken’in vefatıyla sarsıldı. Yakın zamanda kalça kemiği kırığı nedeniyle tedavi gör...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.